Büyük Sıçrama Blog

Cem Kural Söyleşisi

“Baktığınız zaman tüm dünyadaki ürünler git gide elektronikleşirken, bu dönüşümde yazılım çok ciddi farklılaşmayı yaratan bir teknoloji olarak önümüze çıkıyor. Aynı durum beyaz eşya sektörü içerisinde de geçerli. Yıllar önce mekanik Timer’larla kontrol ettiğimiz beyaz eşya ürünlerinin artık neredeyse tamamı elektronik kontrollü ürünler haline gelmiş durumda ve bu elektronik kontrollü ürünler haline gelirken de ürün üzerindeki teknolojik farklılıkları, yazılımsal farklılıkları sağlayabilir hale gelmiş durumdayız. Dolayısıyla beyaz eşya sektöründe de firmamızın hayatında da çok önemli bir yer işgal etmekte.”
90’lı yıllardan başlarsak, Gümrük Birliği süreci, bu süreçte Arçelik Ar-Ge bölümü nasıl bir dönüşüm içine girdi?  Beyaz eşyada bir rekabet artışı oldu, bu sektör nasıl şekillendi?

1995 yılında Türkiye’nin Gümrük Birliğine bir geçişi söz konusu. Ama bunun daha da öncesinde Koç Holding ve Arçelik’in büyük bir öngörüsüyle 1991 yılında Arçelik Ar-Ge Merkezi’nin kuruluşu var.  Arçelik’in toplam tarihçesinde ya da toplam serüveninde 1991 yılı çok büyük bir kilometre taşı. Hem lisanslı üretimden kurtulmak, kendi teknolojimizi yaratmak ve rekabette daha farklı noktalara gidebilmek adına 1991 yılında Arçelik Ar-Ge Merkezi kuruluyor. Dolayısıyla 1995’deki Gümrük Birliğine gelene kadarki süreçte Arçelik kendi teknolojisini yaratmak adına çok ciddi hamleler gerçekleştirmiş durumda.

 

Ve 1995-96 yıllarına baktığınızda öncesinde sadece 3 yerli üretici varken Gümrük Birliği geçişi sonrasında ülkemizde çok ciddi bir marka ve ürün çeşitliliği söz konusu. Ama bu bütün marka ve ürün çeşitliliğine rağmen bu 1991 yılında ciddi bir öngörüyle kurulan Arçelik Ar-Ge Merkezi o günden bu güne kadar yurt içi pazar liderliğini hala sürdürmekte ve sürdürmeye de devam edecek.
2001 krizi… Arçelik krizden nasıl etkilendi, kriz sonrası dönemi nasıl yapılandırdı, dünyaya, ihracata, küresel rekabete bakışı nasıl oldu?

Aslında krizlerden her zaman ders almayı bilen bir firma olduk. Özellikle Ar-Ge Merkezi’miz ve Ar-Ge Merkezi’mizde yarattığımız teknolojiler, inovasyon ve yenilik faaliyetlerimiz sayesinde bu krizlerde minimum etkilenerek çıkmayı bilen bir firma haline geldik.

 

Burada en önemli etkenin ben insan kaynağına, teknolojiye ve inovasyona verdiğimiz önem ve bu konudaki inanç olduğunu düşünüyorum.

 

Daha önceki krizlerde de, 2001 krizinde de geldiğimiz nokta özellikle yurt içi ve yurt dışı pazarlardaki etkinliğimizi artırmak, farklı pazarlar için farklı ürünleri geliştirebilmek ve o pazarlara özgün müşteri tatminini fazlasıyla sağlayan teknoloji ve ürünleri o pazarlara verebilmek sayesinde bu krizlerden firmamız minimum etkilenerek çıkmıştır.

Arçelik’te bir ürünün tasarım ve üretim süreçleri ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Tasarım sürecinden başlayayım müsade ederseniz. Firmamızdaki tasarım süreçleri Matris proje yapısına bağlıdır. Bütün çalışmalarımız Multi-Disipliner yapıda ve Matris proje yapısı içerisinde ve bir proje yönetim süreci hakimiyetinde çalışır. Birçok kanalda gelen bilgileri pazarlamadan olsun, kendi iş departmanlarımız dışında müşterilerden, bayilerden, servis teşkilatlarından gelen bilgileri toplar, bu bilgileri fikirden ürüne dönüştürebilecek süreçleri bir yönetim süreci içerisinde ele alır ve bunları yaparken de tamamen bir Multidisipliner proje yapısında yönetmeye çalışırız. Ve bunun sonucunda oluşan tüm proje çıktıları ürüne dönerken de fikri haklarını koruyarak da bunu yönetmeye çalıştığımız bir süreçtir tasarım sürecimiz.

 

Üretim sürecinde ise daha yalın, daha etkin, daha esnek yönetilebilir halde yönetiriz. Ve bu güne kadar geldiğimiz noktada da 14 farklı üretim tesisini beş farklı ülkede çalıştırabilir durumdayız. Ve bu esneklik sayesinde yurt dışı pazarlarda da önemli pazar payları elde etmiş durumdayız. Baktığınız zaman üretimde özellikle enerji verimliliği ve yeşil üretim konusunda çok ciddi çabalar sarf etmekte ve bunların karşılığında birçok üretim tesisimizde altın ve platin sertifikalara sahip durumdayız.

Yazılım ve elektroniğin Arçelik ürünlerindeki katkı payı, etkisi nedir acaba?

Aslında bize özel bir durum olmasa da tüm dünyada elektroniğin ciddi bir ağırlığını her geçen gün daha fazla hissediyoruz. Ve yazılım da bunun içerisindeki ağırlığını git gide artırıyor.

 

Baktığınız zaman tüm dünyadaki ürünler git gide elektronikleşirken, bu dönüşümde yazılım çok ciddi farklılaşmayı yaratan bir teknoloji olarak önümüze çıkıyor. Aynı durum beyaz eşya sektörü içerisinde de geçerli. Yıllar önce mekanik Timer’larla kontrol ettiğimiz beyaz eşya ürünlerinin artık neredeyse tamamı elektronik kontrollü ürünler haline gelmiş durumda ve bu elektronik kontrollü ürünler haline gelirken de ürün üzerindeki teknolojik farklılıkları, yazılımsal farklılıklar sağlayabilir hale gelmiş durumdayız. Dolayısıyla beyaz eşya sektöründe de firmamızın hayatında da çok önemli bir yer işgal etmekte.

Daha önce daha çok mekanik sistemler üzerinde çalışıyorlardı. Elektroniğin gelmesi ne gibi kolaylıklar sağladı?

Tabi. Birçok fayda sağlıyor aslında. Mekanikten elektroniğe geçişteki ilk beklenti toplam güvenilirlik ve güvenlik sistemlerindeki artış, kalitesel faydalar ve bunun yanı sıra da müşteriye sağladığınız farklılıkların daha hızlı ve daha kolay adapte edilebilme lüksü vardı. Ve şu anda buna yönelik bir elektronikleşme hızla devam ediyor.

 

 

Daha önce mekanik teknolojiler kullanarak yaptığınız bir farklılığı ilk zaman düzleminde sağlayabiliyorken elektronik sayesinde bu ilk zaman düzlemini daha aşağıya doğru çekebilme şansını yakalamış durumdasınız. Ayrıca yazılım sayesinde ürün üzerindeki farklılıklarınızı yazılımlar faydasıyla çok kısa zamanda, çok kaliteli bir şekilde ürünlere yansıtabilme lüksüne sahip oluyorsunuz.

Üniversite sanayi işbirliği konusunda Arçelik olarak neler yapıyorsunuz?

Bu konu, övünerek söylediğimiz bir konu. 1991 yılında Ar-Ge Merkezi olarak kurulduğumuzdan bu yana üniversite sanayi işbirliğine en başından beri önem veren bir firmayız. Özellikle bu güne geldiğimizde yurt içinde yirmiden fazla, yurt dışında keza yine yirmiden fazla üniversiteyle, üniversite sanayi işbirliği kapsamında projeler yapmaktayız. Ayrıca birçok üniversitemizde master, doktora statüsünde öğrenciler de burada projelerini yapmakta, bu projeleri üniversiteyle ortak yapıp burada bir süre çalıştıktan sonra master ve doktoralarını tamamladıktan sonra istihdam edilerek çalışmaya devam etmekteler.

 

Üniversitelerde oluşan bilginin teknolojiye dönme sürecinde firmamızın çok etkin yer aldığını, üniversitelerimizle çok ciddi bir sinerjiyi bu yıllar içerisinde oluşturduğunu ve daha da önemlisi üniversitenin sanayiyi, sanayinin üniversiteyi anladığı bir platform oluşturduğumuzu düşünüyorum. Ve bu konuyu da Türkiye’de her platformda övünerek dile getirmeye devam edeceğiz. Bilginin yaratıldığı üniversitelerin Türkiye’de daha iyi kullanılması, bu bilginin teknolojiye daha iyi döndürülmesi sürecinde Arçelik lider olmaya devam edecektir diye düşünüyorum.

Gizlilik içermeyecek halde bakarsak işe, üniversite sanayi işbirliğinde hep uzun soluklu, daha riskli projelerimizi üniversitedeki bilgiyi kullanarak teknolojiye çevirmek olarak bakıyoruz.  Misyonunmuzda da her zaman, rekabette bize öncü teknolojileri yaratacak ilk teknolojileri şirkete kazandırmak olduğu için üniversiteler bu değer zincirinde çok önemli bir halka.

 

Ve bu halka içerisinde yaptığımız projelerde enerji tüketimi, ses seviyesi azaltması, su tüketimi gibi çevresel etkileri en azlamaya yönelik faaliyetler ön plana çıkmış durumda. Bunun yanı sıra elektronik tarafta yaptığımız farklı güvenilirlik ve farklı algoritma çalışmaları, motor teknolojileri, malzeme teknolojileri konusunda yaptığımız çalışmalar, gıda hijyeni, gıda korumasına yönelik yaptığımız projeler üniversite sanayi iş birliğinde öne çıkan projelerimiz.


Aynı zamanda bu kapsamda Ortadoğu Teknik Üniversitesi Teknokent’i içerisinde bir Ar-Ge Merkezi’miz de bulunmakta. Bu sayede üniversite sanayi iş birliğinin Ankara ayağını daha da güçlendirmiş durumdayız. Aynı zamanda birçok üniversitede bizimle beraber hocalarımızın iş yapabileceği, öğrencilerimizin çalışabileceği laboratuvarlar açtık, açmaya devam etmekteyiz. Aynı zamanda devletin bu konuda yaptığı Santez, Teydep gibi desteklerden, Avrupa Birliği fonlarından yedinci çerçeve programı bitmiş olsa da, yedinci çerçevede çok aktif olarak yer aldık. Şu an Horizon 2020’yi takip etmekteyiz. Hem SANTEZ’de hem TEYDEP’de Türkiye çapında özel sektör firması olarak ciddi projeler yaptık ve yapmaya devam edeceğiz. Dolayısıyla üniversite sanayi işbirliğiyle yapılan projelerimizi hem devletin değişik fonlamalarını kullanarak, hem üniversitelerin bu konudaki altyapılarını güçlendirerek devam edeceğiz.

Bu soruya bir ek olarak, inovasyon için doktora öğrencisi gerekliliği konusunda Türkiye’yi yeterli buluyor musunuz?

Doktora yapıyor olmak iyi bir şey. Bunun altını çizerek cümleye başlayayım ama inovasyon dediğiniz şeyin tanımında anlaşırsak, inovasyonu aslında ticarileşebilen yenilik olarak çeviriyorlar tam tanımını. Bu tanımı karşılayabilecek her türlü faliyet herhangi bir derecede olabilir. İlla doktoralı olmak, yüksek lisans ya da Bs dereceli olmak bence ana şartı olmamalı. Ama doktora yapıyor olmak, doktorayı teşvik etmek, insanların bir konuda dünya çapında uzmanlaşmasına gitmesi bizim gibi firmalarda önemli bir konudur. Doktora yapmış arkadaşları, doktora yapmak isteyen arkadaşları her zaman teşvik ederiz ve öncelikli olarak o arkadaşları ele alırız ama bir inovasyon için şart olduğunu düşünmüyorum.

Arçelik’in patent konusuna bakışı ve bu konuyla ilgili son on senede yapılanlarla ilgili bilgi verir misiniz?

Üniversite sanayi iş birliğinde olduğu gibi bu konu da övünerek bahsettiğimiz bir konu. Fikri hakların korunması fikirden ürüne geçen süreçteki her çözdüğümüz problemin fikri haklarını garanti altına almak, bunu hem ofansif hem defansif olarak koruma altına alıyor olmak bizim için çok önemli. Ve bu süreci uzun yıllardır doğru yönetmeye çalışıyoruz.

 

Bu sene 15.sini kutladığımız Fikri Haklar Günleri’miz olur bizim. Her sene bir kez Fikri Haklar Günü’nü kutlar ve o sene içerisinde farklı patent ve buluş almış arkadaşları ödüllendiririz ki bu sene 15.sini kutladığımıza göre düşünün 15 sene önce biz ilk kutlamayı yapmışız ve her sene performansımıza baktığımızda biz Dünya Fikri Haklar Örgütü’ne Türkiye’den yapılan başvuruların üçte birinden fazlasını yapan bir firmayız. Ayrıca Dünya Fikri Haklar Örgütü’nde ilk 200 içerisinde yer alan tek Türk firmasıyız. Dolayısıyla patent konusu, buluş konusu, genelinde fikri hakların korunması konusu firmamızın özelinde çok önemli bir konudur. 15 yılın üzerinde yönetmeye çalıştığımız ve Türkiye’de açık ara lider olduğumuz bir konudur.

Peki Arçelik bu 10 sene içerisinde hangi alanlarda daha çok patent almıştır biraz açabilir miyiz?

Spesifik bir konuya odaklanmaktan çok ana iştigal alanımız beyaz eşya ve televizyon olduğu için bu konularda yoğun fikri haklar konusunda patent başvurularımız olmakta. Ama bunların içerisinde kırınım yapmaya kalktığınızda ürün bazlı ayrım zor olsa da ürünler üzerinde farklı algoritmalar, bunların farklı teknolojilerle korunması, farklı çözümleri, örnek vermek gerekirse gururla yapıp sattığımız ve gururla her yerde reklamını yaptığımız Türk kahve makinesi Telve’nin üzerinde 17 farklı patent vardır. Böyle baktığımız zaman her ürünün üzerinde, fikirden ürün seri üretime geçene kadarki süreçte birden çok patenti farklı teknolojiler adına alır ve koruruz.

Bu patentin ofansif ve defansif savunması nedir?

Fikri haklar sürecine baktığınız zaman bir patenti almanın birçok mantığı var. Bir, rakiplerinize benzer işi yaptırmamak. Rakiplerinizin benzer ürün kopyalayarak size benzer ürün çıkarmaması üzerine kuruludur.

Ofansif ve defansif tanımları da buradan türer. Aldığınız patentler ve siz hangi pazarlarda kime neyi yaptırmamak, kimin sizin benzer ürünlerinizi yapmasını istemediğinizi gösterir. Ofansif ve defansif tanımları da bunları gösterir aslında.

 

Peki Arçelik’in yurt dışına patent satışları var mıdır?
Var, ana beklentimiz patent satışı olmasa da hedeflerimiz arasında patentlerimizden gelir elde etmek de var. Ve bu konuda da gelirler elde ediyoruz. Ama ana hedefimiz her zaman için kendi ürünlerimizin fikri haklarını koruyor olmaktır.

Arçelik, Fatih Projesi, Smart Grid, enerji verimliliği, M2M gibi önümüzdeki dönem teknoloji gündeminde ön sıralara yerleşecek konularla ilgili ne gibi projeler geliştirmektedir?

Her zaman için farklı teknolojilerde çalışmalar burada devam etmekte. Ar-Ge olmamızın en büyük özelliği misyonumuzda yer alan rekabette farklı ve öncü teknolojileri şirketimize kazandırmak misyonuyla hareket ettiğimiz için her zaman farklı projelerde çalışıyor arkadaşlar. Önceliğimiz her zaman çevre bilinciyle hareket ettiğimiz ve vizyonumuzda da dünyada saygın olma prensibi olduğu için çevresel kaynakların tüketimini minimize etmek üzere yapılan projeler her zaman öne çıkmakta. Bunun dışarısında buzdolabı, fırın gibi ürünlerimizle ilgili gıda hijyeni, gıda saklama, gıda pişirme ile ilgili projeler, diğer kurutma, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi gibi ürünlerimizle ilgili daha iyi yıkama, daha iyi kurutma performansı, bununla ilgili enerji tüketimi en azlama ve dünyanın en ve ilklerini oluşturmaya yönelik tüm projeler devam etmekte ve bundan sonra da devam ediyor olacaklar.

 

Türkiye’nin bugün Ar-Ge’de geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? Ülkemiz bir inovasyon ülkesi olabilecek mi? Son olarak bu konuda neler söylemek istersiniz?

 

Kesinlikle bundan ümitliyim ve olacağına da inanıyorum. Özellikle son dönemlerde Ar-Ge konusunda yapılan teşvikler, bu konudaki teşvik mekanizmalarının artması, Teknokentlerin, Teknokentler içerisindeki teknoloji ofislerinin oluşturulması, hem Sanayi Bakanlığı’nın hem altında Tübitak’ın bu konuda yaptığı teşvik çalışmaları ülkemizdeki hem Ar-Ge’nin hem inovasyonun gelişimi adına çok önemli atılımlar. Ama bunların biraz daha iyileşmesi ve ileriye götürülmesi gerektiğini de düşünüyorum. 2023 hedeflerine baktığımızda gayri safi hasıla içerisinde yüzde 3 paya ulaşabiliyor olmak ciddi bir hedef ve bu hedefe ulaşabilmek için de daha çok yol kat etmemiz gerekiyor.

 

Söyleşi Tarihi : Büyük Sıçrama 2014-15

Relatived Posts
Cumhur Menteş Söyleşisi ( 18 Jul,2017 )
Lütfi Yenel Söyleşisi ( 18 Jul,2017 )
Ünal Küçük Söyleşisi ( 18 Jul,2017 )
Prof. Dr. Ahmet Dervişoğlu Söyleşisi ( 28 Sep,2015 )
Prof. Dr. Reha Civanlar Söyleşisi ( 23 Oct,2015 )
Written by